PALET'TE EĞİTİM / MONTESSORİ EĞİTİM BÖLÜMLERİ

MONTESSORİ EĞİTİM BÖLÜMLERİ

Günlük Yaşam Becerileri

Birçok kere hayretle görmüşüzdür ki, çocuklar pahalı ve karmaşık oyuncaklar yerine, yetişkinlerin gündelik hayatta kullandığı materyalleri incelemek ve ‘kullanmak” isterler.
Mutfaktaki çekmeceleri açıp kapatmak, mandalların tadına bakmak, tencere ve kapağını birbirine çarparak ses çıkarmak, evi süpürmeye çalışmak, sürahiden bardağa su dökmek, kaşık çatalla oynamak çocuklar için eğlenceli deneylerdir. Kısacası günlük hayatımızda bizim çoktan nasıl öğrendiğimizi unuttuğumuz şeyler çocuklar için bu dünyada tamamlamaları gereken ilk keşiflerdir.

Montessori sisteminde günlük yaşam becerileri adı altındaki etkinlikler çocuklar için son derece ilgi çekici ve aynı zamanda ileri yaşlardaki fiziksel ve zihinsel faaliyetlerinin temelini oluşturacak çalışmalarla doludur.
Kendi fiziksel yapısına uygun tasarlanmış materyallerle yapacağı kaşık, bıçak, çatal kullanma çalışması çocuğun düzgün kalem tutmasını, su veya baklagilleri kaptan kaba aktarma çalışması dikkatini odaklamasını destekler.
Masa temizleme, toz alma gibi aktiviteler el bileği ve parmak kaslarını güçlendirmesini, giysi çerçeveleri ile çalışması hem düğme iliklemeyi, fermuar çekmeyi veya kemer takmayı başkasına muhtaç olmadan yapmasını sağlar, hem de el-göz koordinasyonu egzersizleri yerine geçer. Ayrıca özgür seçimler yaparak bireysel çalışabilmesi, hatalarını kendisinin telafi edebileceğini görmesi, çocuğun zihnini inşa edip keşifler yapmasına olanak sağlayan bir eğitim ortamının olması çocuğu özgürleştirecek ve iradenin kendisinde olduğunun farkına varıp kendisini tamamlayabilecektir. Hata yaptığında veya başardığında olumlu veya olumsuz yönde aşırı tepkiler görmedikçe bu gündelik etkinlikleri doğru bir şekilde tamamlamak çocuk için doğal bir fiil haline gelecektir.

Duyu Eğitimi

Beş duyu organımız bizlerin dünyaya açılan pencereleridir. İnsan beyni hayatının ilk yıllarında ne kadar çeşitli dokularla, tatlarla, seslerle, görüntülerle ve kokularla tanışmış ise o kadar gelişkin olur. Bir çocuk sadece çevresinin elverdiği veya tesadüfen maruz kaldığı kadar bu beş duyu organını kullanırsa keşfedemediği sonsuz duyudan habersiz bir zihin yapısına sahip olur. Böylece zihinsel temel fonksiyonları kısırlaşır. Tanımak ve farklılıkları ayırt etmek, bütünleştirmek ve soyutlaştırmak, eşleştirmek, gruplamak ve tasnif etmek aynı, özelliklerde seriler yapmak duyu organlarının egzersizidir.

Montessori tüm duyu organları için materyal geliştirmiştir. Boyutların farklılığını kavratan, biçimler ve renkler, farklı özelliklerde yüzeyleri olan ve farklı kalitelerde materyaller, farklı ağırlıklar, kokular, farklı tatlar, farklı ses tonları ve farklı ısılardaki materyallerin sıcaklık derecelerine göre sıralanması duyu eğitimi diye adlandırılmıştır. Geleneksel eğitim sisteminde kullanılan eğitici oyuncaklar ve kavram öğretimine yönelik araç gereçlerde birden fazla özellik verilmesi çocuklarda kavram kargaşasına neden olmaktadır. Montessori eğitiminde bütün duyu materyallerinde her seferinde sadece bir duyuya yoğunlaşma sağlanır ve böylece bir tek duyuya yönelik uyaran diğerlerinden sıyrılarak daha güçlü bir etkiyle ortaya çıkar. Çocuklarda kavram kargaşasına neden olmaz.

Matematik Eğitimi

Maria Montessori matematiksel düşünmenin insanı hayvandan ayıran önemli bir fark olduğuna ve ilk çağlardan beri insanoğlunun matematiksel düşünmeye eğilim gösterdiğine inanır.
Aynı konuşmak gibi her çocukta matematik öğrenme potansiyeli vardır. Olumlu bir şekilde yönlendirilip, bu konuda deneyimler kazanabilmesi için çocuklara olanaklar sunmak gerekir.
Montessori matematik materyallerinin kendisinde hata kontrolü olduğu için çocuk kendi kendine kontrolünü yapar ve hatası varsa düzeltebilir. Rehber hiçbir zaman çocuğun hatasını söylemez çocuğun kendisi görür ve düzeltir.
Montessori sınıflarında karma yaş grupları bir arada eğitim alır. Bu sayede üç yaşındaki bir çocuk matematik materyalleriyle çalışmadan önce 5 yaşındaki bir başka çocuğun çalışmasını gözlemler ve o yaşa geldiğinde nasıl kullanması gerektiğini önceden kendisi öğrenmiş olur. Montessori matematik çalışmalarında hedeflenen; matematik işlemlerini öğretmek olmayıp soyut matematiksel kavramları somutlaştırarak matematiksel düşünmeyi geliştirmek ve matematik öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır. Çocuk henüz emici zihin mucizesine sahipken diğer bilgiler gibi matematiği de zahmetsizce öğrenecektir.

Dil Eğilimi

Montessori yöntemi, çocuğun öğrenme isteği üzerine kurulmuştur. Çocuğa kendi kendine uygulayarak, en iyi ve en kolay şekilde öğrenme yolunu bulmasını sağlar. Dil etkinliklerinde de aynı durum söz konudur. Geleneksel eğitim anlayışının aksine çocuk dille ilgili kazanımlarına kendi isteği doğrultusunda, kendi keşifleri ile ulaşır. Bu da çocukta dilin daha etkili ve kalıcı bir şekilde öğrenilmesine zemin hazırlar. Montessori’nin amacı, çocuğun serbestçe kendini ifade etme yeteneğini kazanması kadar dilin kavramlara ilişkin yönünün yapılaştırılmış alıştırmalar yardımı ile geliştirilmesidir. Ayrıca Montessori yönteminde çocukların dil eğitimi için özel olarak hazırlanmış materyaller kullanılır. Dil etkinlikleri ağırlıklı olarak bu materyallerin kullanımı ile gerçekleştirilmektedir. Çocuk bu materyalleri kullanarak doğal bir süreç içerisinde yeni kavramlar ve anlamlar eşliğinde yeni kelimeler öğrenmektedir.

Maria Montessori o döneme kadar inanılanın aksine yazmanın okumadan önce geliştiğini saptadı. Bunun için de çocukların duyarlı evrelerine dayalı olarak materyaller geliştirir. Bu materyallerle çalışan çocuklar çok kısa bir zamanda harfleri öğrenerek yazmayı öğrendiler. Ancak bu çocuklar henüz okuyamıyorlardır. Ancak bir gün Maria Montessori, yazı yazarken çocukların ona baktıklarını ve yazdığı harfleri seslendirdiklerini fark etti. Çocuklar yeni bir şey keşfetmişlerdi. Ağızdan çıkan sesleri nasıl algılanabiliyorsa yazının da zihinden geçen düşünceler olduğunu keşfettiklerini görmüştür. Bu deneyim sonucu Montessori, yazmanın okumadan önce gelmesi gerektiğini, yazma öğrenildikten sonra okumanın da daha kolay öğrenildiğini düşünür.

Kozmik Eğitim

Montessori’ye göre dünyanın kendisi tüm resim ve kitaplardan çok daha ilgi çekicidir. Bu mükemmel oluşum tüm detaylarıyla olduğu gibi çocuklara sunulmalıdır. Çünkü gerçeklerle ilişki kurmak çocukta ilgi uyandırır ve esin kaynağı oluşturur. Bunun için detayların gerçekliklerini araştırmak yeterli olur ve çocukta ‘bütün’ kavramı ancak düş gücü sayesinde oluşturabilir. Montessori sınıfında coğrafya dersi ayrı bir alan olarak değil, başka derslerin bölümleri olarak verilir. Coğrafya çocuğa duyuları aracılığı ile iletilir.
Mesela bir yerküre maketinde dünya üzerindeki kara ve su bölümleri dokunma duyusu ile tecrübe edilir. Başka bir materyalde denizler, kıtalar, ülkeler şekilleri ve renkleri ayrılarak gözlemlenebilir. Ülke haritaları, ülke bayrakları, farklı kültürlerin gelenek ve görenekleri çocuğun merak ettiği oranda ama yüzde yüz gerçek bilgilerle sunulur.

Maria Montessori çocuklara deneyimler toplayabilmeleri ve dünya ile ilişkiye adım atabilmeleri için dünyanın gerçeklerinin sunulduğunu söyler. Bu konuda coğrafya çocukların başka ülkelerdeki insanların yaşamlarını hayal edebilmeleri için gerçek olaylar öğretir.